İLGİ ALANLARI

www.suatcanbay.com
DERİN BEYİN STİMÜLASYONU (DBS)
suatcanbay.com
ADRES

Kent Koop Mah. 1868. Sok. No:15 Batıkent - Yenimahalle/Ankara

ÇALIŞMA SAATLERİ

Pzt - Cuma - 08:30 - 17:30
Cumartesi - 09:00 - 14:00

Suat Canbay - DoktorTakvimi.com

BEYİN TÜMÖRLERİ

Beyin tümörleri iki şekilde olabilir. Bunlardan biri beynin kendine ait tümörü diğeri ise vücudun başka bir yerinde oluşmuş olan kanserin beyne atlamasıdır (metastaz).

Beynin kendine ait tümörleri iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu beyin tümörleri beynin içerisinde giderek büyür, yer işgal eder, düzgün sınırlıdır ve genellikle kapsüllüdür. İyi huylu tümörler yerleşim yerine göre tamamen çıkarılabilir. Kötü huylu tümörler ise beynin içerisine parmak şeklinde girerek yayılmıştır. Bu nedenle sınırları pek belirgin değildir. Tamamen çıkarılmaları çoğu kez mümkün olmaz.

Beyinde gördüğümüz diğer tümörler ise metastaz dediğimiz, vücudun başka bir yerinde başlamış olan kanserin beyine atlamasıdır. Aslında en sık gördüğümüz beyin tümörleri metastazlardır. Beyinde görünen tümörleri %80 i metastazıdır. Sıklıkla akciğer, meme, prostat kanserlerinde görülebilir.

Beyin tümörlerinin belirtilerine gelince önce baş ağrısı olur. Baş ağrısı sabah kalkıldığında vardır. Sabah daha fazla olup gün içinde azalabilir. Tümör daha da ilerledikçe vücudunun bir tarafında uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı başlayabilir. Hastada bayılma nöbetleri, sara hastalığı olabilir. Hastalık daha da ilerlerse davranış bozuklukları başlar, şuuru kapanır. Tanı hastayı dinleyerek, muayene ederek ve radyolojik tetkiklerle konulur.

Tedavi öncelikle cerrahidir. Ancak hastanın durumuna göre bir süre beklenebilir, direkt ışın tedavisi (radioterapi) yapılabilir. Bir diğer tedavi şeklide kemoterapidir (ilaç). Genellikle bu üç tedavi şekli birlikte uygulanır. Çoğu kez önce ameliyat edilir. Böylelikle aynı zamanda tümörün patolojik tanısı da konmuş olur. Buna göre radyoterapi ve kemoterapi planlanır. Çünkü her türlü beyin tümörü ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine duyarlı değildir. Tümörlerin ışın tedavisine ya da ilaç tedavisine ne kadar duyarlı olduğu patolojik tanıdan sonra anlaşılır. Daha sonra gerekirse rehabilitasyon da yapılabilir.

OMURGA TÜMÖRLERİ

Omurga tümörleri iki şekilde olabilir. Bunlardan biri omurganın kendine ait tümörü diğeri ise vücudun başka bir yerinde oluşmuş olan kanserin omurgaya atlamasıdır (metastaz).

Omurganın kendine ait tümörleri iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. Bu tümörler tanı konulduğundaki durumuna göre tamamen çıkarılabilir.

Omurgada gördüğümüz diğer tümörler ise metastaz dediğimiz, vücudun başka bir yerinde başlamış olan kanserin omurgaya atlamasıdır. Aslında en sık gördüğümüz omurga tümörleri metastazlardır. Omurgada görünen tümörleri %90'ı metastazıdır. Sıklıkla akciğer, meme, prostat kanserlerinde görülebilir. Tüm kanserlerin yapmış olduğu metastazların %80'i omurgaya olur ve en sık sırt omurgalarında ortaya çıkar. Hatta primer kanser odağı henüz belli değilken sırt ağrısı ile gelip omurgasında metastatik tümör olduğu anlaşılan pek çok hasta vardır.

İlk belirti sırt ağrısı olup, hele ki gece ortaya çıkan sırt ağrısı önemsenmelidir. Daha sonra kol ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı, idrar kaçırma şikayetleri ortaya çıkabilir. Hastada yapılacak radyolojik tetkiklerle tanı konulur.

Omurga tümörleri hastanın durumuna göre tamamen ya da kısmen çıkarılabilir. Gerekirse omurgayı desteklemek için enstrüman kullanılır. Ayrıca cerrahide minimal invaziv (kapalı ameliyat) yöntemler kullanılabilir. Bunlar tümörün yakılarak ya da dondurularak küçültülmesi, içerisinin kemik çimento ile doldurması şeklinde olabilir. Tedavinin diğer bir ayağı da radyoterapi ve kemoterapidir.

OMURİLİK TÜMÖRLERİ

Genellikle Omuriliğin kendisine ait tümörlerdir. İyi huylu ya da kötü huylu olabilirler. Vücudun başka bir yerinde başlamış olan kanserin omurgaya atlaması-metastaz son derece nadir görülür. Omurilik tümörlerinde ağrı pek görünmez. Bu önemlidir. Çünkü hastayı doktora getiren önemli neden ağırdır. Omurilik tümörlerinde uyuşma, karıncalanma, kol ve bacaklarda kuvvet kaybı, idrar kaçırma şikayetleri olabilir. Tedavisi cerrahidir. Mikro cerrahi yöntemleri ile tümörün çıkarılması gerekir. Daha sonra patoloji sonucuna göre radyoterapi düşünülebilir.

SKOLYOZ

Ayakta duran bir kişiye arkadan bakıldığı zaman omurga dizilimi düzdür. Eğer eğri ise buna "skolyoz" denir. Sırtında ve belinde eğrilik olduğu, bir omzunun diğerine göre daha aşağıda olduğu, bel kavisinin bozulduğu ve sırtının bir tarafındaki kaburgaların çıkıntılık yaptığı-tümsek oluşturduğu görülür. Bu eğrilik sağa ya da sola doğru eğrilik olabilir.

Skolyozun birkaç çeşidi vardır. En sık görülenlerinden kıssaca bahsedersek:
İdiopatik skolyoz: Nedeni belli değildir. En sık görülen skolyoz çeşididir. Ailesel yatkınlık vardır. Kızlarda erkeklere göre 10 kat fazla görülür. 10-11 yaşlarında başlayıp eğer fark edilmezse 14-15 yaşlarında iyice ilerlemiş olur.

Konjenital skolyoz: Omurgada oluşum anomalisi vardır. Tedavisi çoğu zaman cerrahidir. 4-5 yaşına kadar fark edilirse çok daha basit ameliyatla, belki de enstrümana (platin) gerek kalmadan tedavi edilebilir.

Dejeneratif skolyoz: İleri yaşlarda (50-60 yaşlarından sonra) ortaya çıkan skolyozdur. Bel ve sırt ağrısı vardır. Bacak ağrısı olabilir. Yürüme mesafesi kısalmıştır.

Nöromüsküler skolyoz: Kas zayıflığı ya da felçliğe bağlı skolyozdur

Diğer skolyoz çeşitleri: Postürel skolyoz (duruş bozukluğuna bağlı), omurga kırığına bağlı skolyoz, omurga iltahabına bağlı skolyoz, bel ağrısına bağlı skolyoz.

Skolyoz cerrahi olarak tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak skolyozun çeşidine ve durumuna göre bir süre korse ile takip edilebilir, karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizler verilebilir. Ameliyattan sonra genellikle hastalar uzun süre (yılları içine alan) takipte tutulur. Tedavi açısından en önemlisi hastalığın erken fark edilmesi, takip ve tedavinin doğru planlanmış olmasıdır.

KİFOZ

Türkçedeki karşılığı kamburluktur. Ayakta duran bir kişiye yandan bakıldığı zaman öne doğru eğik olduğu görülür. Kifozun birkaç çeşidi vardır. En sık olanlarından kısaca bahsedersek:

Konjenital kifoz: Doğuştan omurga anomalisi vardır. Genellikle ergenlik döneminde belirginleşir.

Scheuermann kifozu: Daha çok genç yaş grubunda ve kızlarda gözükür. Nedeni belli değildir.

Ankilozan spondilite bağlı kifoz: Orta yaşlarda başlayıp ilerleyebilir. Romatizmal bir hastalıktır.

Iatrogenik kifoz: Omurga ameliyatlarından sonra ortaya çıkabilir.

Travmatik kifoz: Omurga kırığına bağlı gelişir.

Omurga enfeksiyonlarına bağlı kifoz: Özellikle tüberküloz neden olabilir.

Kifozda neden cerrahi tedavi gerekir?
Birincisi görüntü-şekil bozukluğu nedeniyle hasta bunu isteyebilir. Bir diğer neden Kifoz ilerledikçe akciğer kapasitesi azalır, kalp yetmezliği olabilir. Bir başka önemli neden de eğrilik o kadar ilerler ki hasta karşıya bakamaz hale gelir ve karşıya bakabilsin diye ameliyat edilir. Bu ameliyatlar uzun ve riskli ameliyatlardır; ciddi deneyim gerektirir.

AĞRI CERRAHİSİ

Ağrı cerrahisi hasta ağrıyı hissetmesin diye yapılır. Ancak ağrıyı hissetmek önemlidir. Çünkü ağrı hastalığın habercisidir. Biz hastalığı tedavi ettiğimiz zaman ağrı geçer. İşte hastalığı tedavi edilemeyen ve acı çeken hastalara ağrı cerrahisi yapılabilir. En sık ağrı cerrahisi yaptığımız hastalar kimlerdir? Artık tedaviye cevap vermeyen kanser hastaları, birçok defa omurga cerrahisi geçirmiş olan ve şiddetli ağrısı olan hastalar, diyabete bağlı nöropatik ağrısı gibi durumlarda ağrı cerrahisi tercih edilmektedir.

Ağrı cerrahisi olarak birkaç yöntem kullanıyoruz. Bunları sıralayacak olursak;

Spinal kord stimülasyonu: Buna ağrı pili de denilmektedir. Hastanın omuriliği üzerine bir elektrot yerleştirip bunu da bir güç kaynağına yani pile bağlıyoruz ve buradan verecek elektrik stimülasyonlarıyla ağrını beyine gitmesini engelliyoruz.

Kordotomi: Kordotomi yönteminde beyine giden ağrı yollarını omurilik üzerinde kesiyoruz.

Ağrı pompası: Bu yöntemde beyin omurilik suyu içerisine analjezik vererek hastan ağrısını kesebiliyoruz.

Gangnlion blokajı: Sinirin gövdesine müdahale ederek ağrıyı kesebiliyoruz.

BEL FITIĞI

Bel fıtığı her iki omurga arasındaki kıkırdak dokunun omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi(kayması) halidir. Böylece omurilik ve sinirlerde sıkışma olur ve buna bağlı olarak bel fıtığı hastalığı ortaya çıkar. Bel fıtığı daha çok orta yaş grubunda görülen bir hastalıktır.

Bel fıtığı neden olur?
Genellikle omurganın kötü kullanılmasına bağlıdır. Bu ne demek? Eğer karın ve sırt kasları güçlü olursa bu omurgaya iyi bir destek olur. Bu nedenle spor hayatımızda olmalı. Aşırı kilo omurganın yükünü arttırır, buda dejenerasyona ve bel fıtığına yol açar. Ayrıca kontrolsüz öne eğilerek ağır yük kaldırma, oblik bel hareketleri yine diskleri bozan davranışlardır. Zayıf da olsa ailesel yatkınlık da bir neden olabilir.

Tedavi nasıl olmalı?
Bel fıtığı çok farklı şekillerde olabilir. Fıtığın durumuna, hastanın muayene bulgularına göre tedaviye karar verilir. Hangi hastalarda cerrahi gerekir? Ayak veya bacağında kuvvet kaybı başlamış ve ilerliyorsa, idrarını ve büyük abdestini tutamıyorsa bunlar cerrahidir. Ağrı bir cerrahi nedendir. Ancak hekim ve hastanın buna birlikte karar vermesi gerekir. Eğer ağrı uzun süredir varsa (3 ay ve üzeri) o zaman ağrı nöropatik karakter kazanabilir. Bu durumda yapılan ameliyat çok yüz güldürücü olmayabilir. Hastanın ameliyattan sonra takibi ve altıncı haftadan sonra karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizlere başlaması, fizik tedavi önerilir.

BOYUN FITIĞI

Boyun fıtığı her iki omurga arasındaki kıkırdak dokunun omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi(kayması) halidir. Böylece omurilik ve sinirlerde sıkışma olur ve buna bağlı olarak boyun fıtığı hastalığı ortaya çıkar. Boyun fıtığı daha çok orta yaş grubunda görülen bir hastalıktır.

Boyun fıtığı neden olur?
Genellikle omurganın kötü kullanılmasına bağlıdır. Bu ne demek? Eğer boyun kasları güçlü olursa bu omurgaya iyi bir destek olur. Bu nedenle spor hayatımızda olmalı. Çağımızda en çok masa başı çalışanlarda görülmektedir. Uzun süre başın öne eğik halde tutulması, boyun kaslarının zayıf olması disk dejenerasyonuna ve boyun fıtığına yol açan en önemli nedenlerdendir. Araç içi kaza sonucu boyundaki bağ dokularının zarar görmesi boyun fıtığını başlatan bir diğer nedendir. Zayıf da olsa ailesel yatkınlık da bir neden olabilir.

Tedavi nasıl olmalı?
Boyun fıtığı çok farklı şekillerde olabilir. Fıtığın durumuna, hastanın muayene bulgularına göre tedaviye karar verilir. Hangi hastalarda cerrahi gerekir? Kolunda veya kol ve bacağında kuvvet kaybı başlamış ve ilerliyorsa, yürüme güçlüğü varsa, idrarını ve büyük abdestini tutamıyorsa, hekim bu durumun hastası için riskli olduğunu düşünüyorsa cerrahi önerilebilir. Ağrı bir cerrahi nedendir. Ancak hekim ve hastanın buna birlikte karar vermesi gerekir. Eğer ağrı uzun süredir varsa (3 ay ve üzeri) o zaman ağrı nöropatik karakter kazanabilir. Bu durumda yapılan ameliyat çok yüz güldürücü olmayabilir. Hastanın ameliyattan sonra takibi ve altıncı haftadan sonra boyun kaslarını güçlendirici egzersizlere başlaması, fizik tedavi önerilir

SIRT FITIĞI

Sırt fıtığı her iki omurga arasındaki kıkırdak dokunun omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi(kayması) halidir. Böylece omurilik ve sinirlerde sıkışma olur ve buna bağlı olarak sırt fıtığı hastalığı ortaya çıkar. Sırt fıtığı daha çok orta yaş grubunda görülen bir hastalık olup oldukça nadir görülür.

Torakal bölgede (sırt) omurilik kanalı dardır. Bu neden sırt fıtığı kolaylıkla omuriliğe bası yapabilir. Bacaklarda kuvvet kaybı, idrar ve büyük abdest tutamama ya da yapamama şikayetleri erken ortaya çıkabilir. Bu durumda cerrahi tedavi gerekir. Tedavide geç kalınmamalıdır.

BEL KAYMASI

Bel kayması bir omurganın diğeri üzerinde yer değiştirmesidir. Böylece omurilik ve sinirlerde sıkışma, iki omurga arasındaki kıkırdak dokuda dejenerasyon olur. Omurga dengesi bozulur. Önceleri bel ağrısı olur daha sonra buna bacak ağrısı da eklenir.

Bel kaymasının nedenleri:
- Omurgada pars interartikülaris dediğimiz kemik yapının kırılması ile olur (istmik spondilolistezis). Mikrotravmalar sonucu kırılabilir. Bel ve karın kaslarının zayıf olması sonucunda bütün yükün omurgaya yansıması, aşırı kilo, ağır kaldırma mikro travmalara yol açar.
- Yaşlılığa bağlı olabilir (dejeneratif spondilolistezis)
- Bel ameliyatında omurganın stabilitesi bozulmuşsa daha sonra bel kayması olabilir (Iatrojenik spondilolistezis)
- Travmatik

Bel kayması çok farklı şekillerde olabilir. Kaymanın durumuna, hastanın muayene bulgularına göre tedaviye karar verilir. Hangi hastalarda cerrahi gerekir? Ayak veya bacağında kuvvet kaybı başlamış ve ilerliyorsa, idrarını ve büyük abdestini tutamıyorsa bunlar cerrahidir. Ağrı, bir cerrahi nedendir. Ancak hekim ve hastanın buna birlikte karar vermesi gerekir. Eğer ağrı uzun süredir varsa (3 ay ve üzeri) o zaman ağrı nöropatik karekter kazanabilir. Bu durumda yapılan ameliyat çok yüz güldürücü olmayabilir. Hastanın ameliyattan sonra takibi ve altıncı haftadan sonra karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizlere başlaması, fizik tedavi önerilir.

SPİNAL DAR KANAL

Spinal dar kanal omuriliğin içinden geçtiği kanalın daralmasıdır. Böylece omurilik ve sinirlerde sıkışma olur ve buna bağlı olarak belirtiler ortaya çıkar. Spinal dar kanal daha çok ileri yaş grubunda görülen bir hastalıktır. Omurganın yaşlanması ile ilgili olarak ligamenlerde ve faset eklemlerde kalınlaşma, kireçlenme, diskte bombeleşme sonucunda omurilik kanalı daralır. Nadiren doğuştan spinal kanalı dar olan insanlar vardır. Bu insanlarda dar kanal belirtileri genç yaşlarda görülebilir. En sık belde ve daha sonra boyunda, nadiren de sırt bölgesinde görülen bir hastalıktır. Hem bel hem de boyunda aynı zamanda görülme olasılığı ise % 30'dur.

Lomber dar kanalda (bel) hasta bir süre yürüyüp dinlenmek zorunda kalır. Bu yürüme süreleri giderek kısalır. Öne eğik yürür. Bel ve bacak ağrıları olur. Daha sonra bacaklarında uyuşma, karıncalanma ve kuvvet kaybı gelişebilir. İdrar ve büyük abdestini kontrol etmekte zorlanabilir.

Servikal dar kanalda (boyun) her iki kol ve bacağında uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı ve dengeziz yürüme olur.

Spinal dar kanal hastalığında asıl tedavi cerrahidir. Yani omurilik kanalını genişletecek başka bir tedavi şekli yoktur. Hastanın ne zaman ameliyat olacağına hastanın şikayetleri, muayene bulguları ve radyolojik tetkiklere göre karar verilir; nasıl bir ameliyat yapılacağı planlanır. Hastanın ameliyattan sonra takibi, altıncı haftadan sonra karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizlere başlaması ve fizik tedavi önerilir.

DİSKOJENİK AĞRI

Diskojenik ağrı, her iki omurga arasında bulunan diskin ağrısıdır. Bu diskin üzerinde bir kapsül vardır ve kapsül ağrıya hassastır. Diskin eskimesi yani dejenere olması, kapsüldeki yırtıklar diskojenik ağrıya yol açar. Bu hastalık daha çok orta yaş hastalığıdır. Hastada zaman zaman öne eğilip kalktığında bel tutulmaları olur. Ayakta kaldıkça, yol yürüdükçe bel ağrısı artar; yatınca azalır. Ağrı kalçasına yayılabilir ancak bacağa vuran bir ağrı olmaz.

Diskojenik ağrı neden olur?
Genellikle omurganın kötü kullanılmasına bağlıdır. Eğer karın ve sırt kasları güçlü olursa bu omurgaya iyi bir destek olur. Bu nedenle spor hayatımızda olmalı. Aşırı kilo omurganın yükünü arttırır, bu da dejenerasyona yol açar. Ayrıca kontrolsüz öne eğilerek ağır yük kaldırma, oblik bel hareketleri yine diskleri bozan davranışlardır. Zayıf da olsa ailesel yatkınlık da bir neden olabilir.

Bu hastalar ağrı nedeniyle ameliyat edilir. Eğer hastaya diğer tedavi şekilleri (yatak istirahati, ilaç tedavisi, fizik tedavi) uygulanmış ancak geçmemişse, ağrı nedeni ile günlük hayatını sürdüremiyorsa, "ben artık bu ağrılarla yaşayamıyorum" diyorsa cerrahi önerilir. Yapılacak ameliyatta omurgayı enstruman (platin) konur. Bu dinamik dediğimiz hareketli platin olabilir ya da hareketsiz rijit estruman (platin) olabilir. Hastanın ameliyattan sonra takibi, altıncı haftadan sonra karın ve sırt kaslarını güçlendirici egzersizlere başlaması ve fizik tedavi önerilir.

OMURGA KIRIKLARI

Omurga kırıkları üç farklı şekilde oluşabilir:

Travmaya bağlı kırıklar: Bilindiği gibi sıklıkla trafik kazaları ya da yüksekten düşme sonucunda oluşan omurga kırıklarıdır. Acil vakalardır. Bir an önce gereken yapılmalıdır. Kırığın şiddetine, omuriliğe basıp basmadığına ve omurganın stabil olup olmadığına göre tedaviye karar verilir. Yatak istirahati, korse veya cerrahi tedavi planlanır.

Osteoporotik kırıklar: Bu yaşlılığa bağlı, yaşlanma sonrası kemik erimesi nedeniyle ortaya çıkan kırıklardır. Çok daha basit travmalarla oluşabilir. Bazen hasta bu travmayı kendisi bile hatırlamaz. Bel veya sırt ağrısı olur. Ağrı giderek şiddetlidir. Yapılan tetkiklerde omurgasında kırık olduğu anlaşılır. Eğer erken dönemde fark edilirse minimal invaziv dediğimiz yöntemlerle (kifoplasti veya vertebroplasti) tedavi edilebilir. Bunlara kapalı ameliyatta denilmektedir. Genel anestezi vermeden (uyutulmadan) lokal anestezi ile de yapılabilir. Hasta 6 saat sonra ayağa kalkıp gezebilir, aynı gün taburcu edilebilir. Eğer fark edilmemiş ve kırık çok ilerlemiş ise açık cerrahi, stabilizasyon gerekebilir.

Patolojik kırıklar: Bunlarda omurga tümörlerine bağlı, omurganın zayıflaması sonucunda ortaya çıkan kırıklardır. Omurga enfeksiyonları nedeniyle oluşan kırıklarda bu grupta sayılabilir. Tedavi hastanın muayene bulgularına, radyolojik sonuçlarına göre planlanır.

OMURGA ENFEKSİYONLARI

Enfeksiyon omurgada farklı yerlerde oluşabilir. En sık kemik ve disk mesafesinde görmekteyiz. Enfeksiyon omuriliğe yayılırsa menenjit yapabilir, omuriliği sıkıştırırsa felçlik yapabilir. Enfeksiyonun en sık karşılaştığımız nedenleri:

Pyojenik enfeksiyonlar: Genellikle vücudun herhangi bir yerinde enfeksiyon olup omurgaya atlamıştır. En sık idrar yolları enfeksiyonundan sonra görmekteyiz. Bir başkası "burusella" dediğimiz halk arasında mal hastalığı olarak bilinen hayvanların sütünden veya süt ürünlerinden geçen enfeksiyondur. Disk mesafesine yerleşmeyi sever, omurgaya doğru yayılır. Tüberküloz (verem) enfeksiyonu (Mal de Pott): Hala ülkemiz için ciddi bir sorun. Tüberküloz diske ve omurgaya yerleşir. Kamburluk yapma özelliği yüksektir.

Tüberküloz (verem) enfeksiyonu (Mal de Pott): Hala ülkemiz için ciddi bir sorun. Tüberküloz diske ve omurgaya yerleşir. Kamburluk yapma özelliği yüksektir.

Iatrojenik enfeksiyon: Omurga ameliyatlarından sonra görülen enfeksiyondur. Bunlar iki şekilde olabilir. Bir erken dönemde yani ameliyatı takip eden birkaç gün içerisinde ortaya çıkabilir, bir diğeri ise geç enfeksiyon dediğimiz ameliyattan birkaç ay sonra ortaya çıkan enfeksiyonlardır.

Açık omurga kırıkları da bir başka enfeksiyon nedenidir.

Enfeksiyon tedavisinde temel prensip önce enfeksiyonun nedenini ve kaynağını anlamak sonra tedavi etmektedir. Bunun için tetkikler yapılır, gerekirse biyopsi alınır ya da direkt cerrahi ile hem örnek alınmış olur hem de tedavi edilmiş olur. Alınan örneğine uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Bu tedavi sekiz hafta gibi uzun bir süre olabilir. Ameliyatta enfekte kemik ve disk temizlenir, gerekirse omurgayı desteklemek için estruman (platin) kullanılır.

DERİN BEYİN STİMÜLASYONU

Derin Beyin Stimülasyonu; parkinson, hareket bozuklukları, tremor, distoni gibi hastalıklarda uygulanabilen bir cerrahi yöntemdir. Beynin içerisine ilgili yerlere elektrot yerleştirildikten sonra bu elektrot bir güç kaynağına yani pille bağlanır ve hastanın vücuduna yerleştirilir. Buradan verilecek impluslarla hastalık tedavi edilebilir. Bu hastalıklarda cerrahi tedavi son seçenektir.

KİFOZ